Modanın yeşil stratejisi mikroplastik kirliliğini daha da kötüleştiriyor

Beş marka arasında test edilenler içinde Nike giyim ürünleri en fazla kirliliğe neden oluyor

Shein yeşil iddialarında samimi mi? Laboratuvar sonuçları yeni soru işaretleri doğuruyor

Polyester, modayı kökten değiştirerek markaların dünyayı daha fazla tek kullanımlık giysiyle doldurmasına, böylece atık ve kirliliğin katlanarak artırmasına olanak sağladı [1]. Yeni bir laboratuvar incelemesi, sektörün bu çevresel sorunlardan en önemlisi olan mikroplastik kirliliğini daha da kötüleştirdiğini ortaya koyuyor.

100’ün üzerinde marka, atık plastik şişelerden elde edilen geri dönüştürülmüş polyesterin kirliliği ve diğer çevresel sorunları azaltmaya yardımcı olabileceğini iddia ediyor. Sektörün geri dönüştürülmüş polyestere geçişi hedefleyen bir “meydan okuması” bu ay sona eriyor. Adidas, H&M, Puma ve Patagonia, sürdürülebilirlik gerekçesiyle polyester kullanımlarının neredeyse tamamını ham (virgin) polyesterden geri dönüştürülmüş polyestere çevirmiş durumda [2].

Ancak kâr amacı gütmeyen Changing Markets Foundation tarafından bugün yayımlanan yeni laboratuvar araştırması, geri dönüştürülmüş polyesterin yıkama sırasında, daha az kırılgan olan ham polyestere kıyasla ortalama %55 daha fazla mikroplastik kirliliği parçacığı ürettiğini ortaya koydu. Ayrıca bu parçacıkların yaklaşık %20 daha küçük olduğu belirlendi; bu da çevrede daha fazla yayılmalarına ve daha fazla zarar vermelerine imkân tanıyor [3].

Tek bir çamaşır yıkama döngüsü 900.000’e kadar mikroplastik lif açığa çıkarabiliyor. Mikroplastikler artık o kadar yaygın ki en uç noktalarda dahi bulunuyor ve toprak, hava, su ve canlı organizmalar dahil tüm çevre bölümlerinde dolaşıyor. Çok sayıda insan organında da tespit edilmiş durumda ve giderek artan sayıda sağlık sorunu ile ilişkilendiriliyor [4].

Çalışma, beş büyük markadan nispeten az sayıda giysiye odaklandı ve sonuçlar yalnızca olası kirlilik oranlarına dair bir gösterge niteliği taşıyor. Adidas, H&M, Nike, Shein ve Zara’nın sattığı tişörtler, üstler, elbiseler ve şortlar test edildi. Changing Markets’e göre bu çalışma, markaları mikroplastik kirliliği açısından karşılaştıran ilk çalışma olma özelliğini taşıyor. Söz konusu markalar, Changing Markets’in yakın tarihli bir anketine göre, moda dünyasında sentetik kumaşların en büyük üreticileri ve kullanıcıları arasında yer alıyor.

Nike’ın polyester giyim ürünlerinin, hem ham hem de geri dönüştürülmüş kumaşta, en fazla kirliliğe neden olanlar olduğu bulundu. Markanın geri dönüştürülmüş polyesterdan üretilen giysileri, numune giysi başına gramda ortalama 30.000’den fazla lif dökerken, bu miktar H&M’in ortalamasının neredeyse dört katına ve Zara’nın ortalamasının yedi katından fazlasına karşılık geldi. Nike, geçen hafta çıkan bir haberden aktarıldığına göre kısa süre önce Birleşik Krallık makamları tarafından “yeşil aklama (greenwash)” nedeniyle yaptırıma uğradı.

Shein giyim ürünleri de, geri dönüştürülmüş polyester giysilerinin mikroplastik saçılımının, ham polyester giysilerinkiyle neredeyse aynı oranda olmasıyla öne çıktı. Changing Markets, geri dönüştürülmüş polyester etiketi taşıdığı halde test edilen bazı giysilerin aslında ham polyesterdan üretilmiş olabileceğinden şüpheleniyor. Polyester “sahteciliğinin” moda tedarik zincirlerinde “cirit attığı” bildiriliyor.

Changing Markets Foundation Kıdemli Kampanya Yöneticisi Urska Trunk şunları söyledi:

“Moda sektörü geri dönüştürülmüş polyestere yeşil bir çözüm muamelesi yapıyordu, oysa bulgularımız bunun mikroplastik kirliliği sorununu derinleştirdiğini gösteriyorb ve geri dönüştürülmüş polyester kullanmanın gerçekte ne anlama geldiğini ortaya koyuyor: modanın sentetik malzemelere giderek artan bağımlılığını örten bir sürdürülebilirlik incir yaprağı. Daha akıllı tasarım rötuşları ve bacadan/atık sudan arıtma çözümleri yalnızca yüzeyi çizer. Gerçek çözümler, sentetik lif üretiminin yavaşlatılmasını ve aşamalı olarak sonlandırılmasını ve plastik şişelerin tek kullanımlık giysilere yönlendirilmesinin durdurulmasını gerektiriyor.”.

Bugünkü bulgular ortaya çıkmadan önce bile çevreciler, modanın geri dönüştürülmüş polyestere yönelişini büyük ölçüde yeşil aklama olarak nitelendiriyordu. Polyester giysilerin geri dönüşüm sistemleri “önemli” görülüyor, ancak “geliştirme aşamasında” olduğu ve “tüm geri dönüştürülmüş polyesterenin yalnızca yaklaşık %2’sini” işleyebildiği kabul ediliyor. Buna karşılık içecek sektörü, atık plastik şişeleri defalarca yeniden kullanabiliyor, ancak artık bu şişeler için moda markalarıyla rekabet etmek zorunda. Öte yandan modanın ham polyester kullanımı o kadar hızlı artıyor ki, geçen yıl geri dönüştürülmüş polyesterenin payı gerçekte azaldı. Sentetik kumaşların, üretimlerinin rekor düzeylere ulaşmasıyla birlikte, düşük maliyeti muazzam bir aşırı üretim, aşırı tüketim ve atık artışını tetikledi.

Son

Spinning Greenwash: How the fashion industry’s shift to recycled polyester is worsening microplastic pollution başlıklı rapor erişime açıktır. www.changingmarkets.org/report/spinning-greenwash

Notlar

[1] Polyester, açık ara en ucuz kitlesel pazar kumaşıdır; kilo başına üretim maliyeti, pamuğun yarısı kadardır. Bu düşük maliyet, hızlı modanın merkezindedir. Polyester, 2000 yılından itibaren tercih edilen kumaş haline gelmiş ve bugün rekor düzeye ulaşan toplam kumaş üretimindeki dikey artışa açık biçimde egemen olmuştur. Her gün binlerce yeni giyim ürünü piyasaya süren ultra hızlı moda markası Shein, ürün gamının %82’si için polyestere bağımlıdır. Daha ucuz giysilerin atık ve kirlilik açısından yarattığı sonuçlar da en az bunun kadar net görülmektedir. Ortalama bir tüketici artık 2000 yılına göre 60% daha fazla giysi satın almakta, ancak bunları yarı süre kadar elinde tutmaktadır. Polyester giysiler daha seyrek onarılmakta, yeni giysilere nadiren geri dönüştürülmekte ve daha az gelişmiş ülkelere ihraç edilen yeni bir plastik atık kategorisi (giysi) yaratmış durumdadır; buralarda büyük ölçüde yakılmakta ya da çöplüklere atılmaktadır. Geçen yıl yaklaşık 120 milyon ton giysinin çöpe atıldığı tahmin edilmektedir.

[2] Changing Markets’in geçen yıl yaptığı bir ankete göre, markaların çoğu geri dönüştürülmüş polyester kullanımını artırmayı planlamakta; birçoğu 2030’a kadar tamamen veya neredeyse tamamen geçiş yapma taahhüdünde bulunmaktadır. 116 marka, sürdürülebilirlik iddialarının merkezinde yer alan bir hedef olarak, 2025’e kadar %100’e kadar geri dönüştürülmüş polyester kullanmayı taahhüt etmiştir. Markalar, geri dönüştürülmüş polyestere, denizlerdeki plastik kirliliğini azaltmaktan ham plastikten üretilen kumaşların kullanımını azaltmaya kadar geniş bir yelpazede çevresel faydalar atfetmektedir.

[3] Çalışma, Türkiye’deki Çukurova Üniversitesi Mikroplastik Araştırma Grubu tarafından, Prof. Dr. Sedat Gündoğdu ve Doç. Dr. İlkan Özkan liderliğinde yürütülmüştür. Beş markanın tamamından ağırlıklı olarak geri dönüştürülmüş polyesterdan üretilmiş 14 giysi tipinden dökülen mikro liflerin ortalama (aritmetik ortalama) sayısı, numune giysi başına gramda 12.430 lif olarak bulunmuştur. Bu değer, üç markanın (H&M, Nike ve Shein) ağırlıklı olarak ham polyesterdan üretilmiş dokuz giysi tipine ilişkin gram başına 8.028 liflik değere kıyasla %55’lik bir farkı ifade etmektedir. Zara ve Adidas’tan uygun ham polyester giysi örneklerinin sınırlı oluşu, beş markanın tamamı arasında tam bir karşılaştırma yapılmasını engellemiştir. Geri dönüştürülmüş polyester lifleri, ham polyester liflerinden daha küçük bulunmuştur; ortalama lif uzunluğu 0,42 milimetre iken ham polyesterdan 0,52 milimetredir. Geri dönüştürülmüş polyesterden kaynaklanan mikroplastik kütlesi de ham polyestere göre %50 daha fazla olarak hesaplanmıştır (numune giysi başına gramda 0,36 miligram vs. 0,24 miligram). Her bir numunenin, aynı üretim partisindeki binlerce giysiyi temsil ettiği düşünülmektedir.

[4] Toplam plastik üretimi 2022 yılında 475 megatondu ve 2060 yılına kadar 1.200 megatona ulaşacağı öngörülmektedir. Çevreyi kirleten plastik miktarının ise şu anda 8.000 megaton civarında olduğu düşünülmektedir. Tekstil yıkamadan kaynaklanan plastiklerin önemli bir kısmı, tarım arazilerine uygulanan arıtma çamuruna (atıksu çamuru) karışmaktadır. Araştırmacıların 2017’deki tahminlerine göre okyanuslara giren mikroplastiklerin yaklaşık üçte biri tekstillerden gelmektedir. Mikroplastik kirliliği artık o kadar yaygındır ki çiftlik hayvanlarının etinde, sütünde ve kanında, ayrıca insan vücudundaki pek çok organda tespit edilmektedir. Bilim insanları, bunun felç, kalp krizi, kardiyovasküler hastalık, inflamasyon, hormonal bozulma ve erken ölüm dahil olmak üzere çeşitli etkilerle ilişkili olduğunu belirtmektedir. Mikroplastik miktarı ne kadar yüksekse, zarar verme olasılıkları da o kadar fazladır. Daha küçük lifler, çevrede daha iyi yayılabildikleri ve dokuların daha derinlerine nüfuz edebildikleri için çevresel ve sağlık açısından daha büyük risk oluşturur. Geri dönüştürülmüş polyester lifleri, ham polyestere kıyasla daha çeşitli bir “zehirli kimyasal kokteyli” içermektedir. Geri dönüştürülmüş liflerin ayrıca ham polyesterdan kaynaklanan liflerden daha küçük olması, bilim insanlarının belirttiği üzere, çevrede daha uzağa ve insanların ve diğer organizmaların vücutlarında daha derinlere yayılmalarına yol açmaktadır.

Shares