Prof. Dr. Sedat Gündoğdu: Mikroplastik istilası artık Alanya kıyılarına ulaştı

Mart-Temmuz 2026’da Adana kıyılarından Muğla Fethiye’ye kadar kıyı şeridinde, gözle görülür bir plastik ve mikroplastik (5 milimetreden küçük plastik parçacıklar) birikimi kamuoyunun gündemine gelmiştir. Grubumuzun uzun yıllardır üzerinde çalıştığı bir konu olan plastik geri dönüşümü kaynaklı kirliliğin bir parçası olduğu tahmin edilen bu kirliliğin turizm faaliyetlerini etkiler bir boyutta büyümesi konu hakkında bilimsel bir incelemenin yapılmasını gerekli kılmıştır. Geçmiş yıllarda sorun daha çok Adana ve Mersin kıyılarında görülürken, bu yıl kirliliğin Kemer de dahil Fethiye’ye kadar uzanan geniş bir alanda ve çok daha yoğun şekilde gözlemlenmesi sorunun acil bir durum yarattığını ortaya koymuştur.

Alanya’da da önemli bir problem olarak gözlemlenen bu olgunun nedenleri ve dağılımının ortaya konulması için harekete geçen Alanya Belediyesi grubumuzdan Prof. Dr. Sedat Gündoğdu ile iletişime geçmiş, bu kirliliğin olası kaynaklarını ve Alanya kıyısına nasıl ulaşmış olabileceğini değerlendirmek üzere bir ön inceleme talebinde bulunmuştur.

Bu bağlamda gerçekleştirilen değerlendirme üç ayağa dayanmaktadır:

Saha çalışması: Alanya kıyı şeridinde batıdan doğuya dört noktada (Konaklı, Kleopatra Plajı, Damlataş Mağarası açıkları ve Dim Çayı önü) uluslararası standartlara uygun yüzey suyu örneklemesi yapılmış, ayrıca kirlilikle ilişkilendirilen Konaklı ve Alanya atık su arıtma tesislerinin (AAT) çıkış sularından da örnek alınmıştır. Toplanan mikroplastik parçacıklar, geri dönüşüm tesisi kaynaklı olup olmadığını ayırt etmeye yarayan bilimsel bir yönteme göre incelenmiştir (bu yöntem, parçacık yüzeyindeki kesme, öğütme, ekstrüzyon gibi işlem izlerine bakarak parçacığın bir geri dönüşüm tesisinden mi yoksa doğal aşınmadan mı geldiğini ayırt etmektedir).

Literatür taraması: Doğu Akdeniz’de daha önce yapılmış bilimsel çalışmalar; nehirler ve sulama kanalları yoluyla taşınan mikroplastikler, sel/taşkın olaylarının etkisi ve Akdeniz’deki akıntı sistemlerinin plastik atığı nasıl taşıdığına dair modelleme çalışmaları derlenmiştir.

Meteorolojik veriler: Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) 2025-2026 su yılına ait yağış verileri incelenmiştir.

Böylelikle mevcut bilimsel bilgi ile saha bulgularını bir araya getiren bir ön değerlendirme gerçekleştirilmiştir.

Ne bulundu?

Alanya kıyısındaki dört istasyonun tamamında ölçülen mikroplastik yoğunlukları, Türkiye’nin Akdeniz kıyısında bugüne kadar bilimsel literatürde bildirilmiş en yüksek değerin 2 ile 65 katı arasında bulunmuştur. İstasyonlara göre bu parçacıkların yüzde 59 ila 93’ünün, geri dönüşüm tesislerine özgü işlem izleri taşıdığı belirlenmiştir.

İlginç bir bulgu olarak, kirliliğin en fazla şikâyet edilen kaynağı olarak düşünülen Dim Çayı’nın hemen önündeki istasyon, beklenenin aksine en düşük yoğunluğu göstermiştir. Bunun nedeninin, Dim Çayı havzasında bilinen bir geri dönüşüm tesisi baskısı bulunmaması ve akarsuyun burada kirletici değil, aksine seyreltici bir etki yapması olduğu değerlendirilmektedir. En yoğun kirlilik ise Damlataş Mağarası açıklarında tespit edilmiştir. Kıyı çıkıntılarının doğal birikim noktaları oluşturması bunun bir nedeni olarak değerlendirilmektedir.

Şüphe duyulan bir diğer kaynak olan Konaklı ve Alanya atık su arıtma tesislerinin çıkış sularında ise, kirlilik şikâyetlerine konu olan tipte ve miktarda mikroplastiğe rastlanmamıştır. Bu bulgu, bu tesislerin mevcut kirliliğe önemli bir katkısı olmadığına işaret etmektedir. Ancak AAT’lerin arkaplan mikroplastik kirliliği için ana yollardan biri olduğunu unutmamak gerekir.

Değerlendirmemize göre bu yılki yoğun kirlilik, aynı döneme denk gelen üç gelişmenin bir araya gelmesinden kaynaklanıyor olabilir:

1. Rekor düzeyde plastik atık ithalatı. Çin’in 2017’de plastik atık ithalatını yasaklamasının ardından Türkiye, Avrupa ülkelerinin başlıca atık gönderdiği ülkelerden biri hâline gelmiştir. 2026 Nisan ayında Türkiye’nin aylık plastik atık ithalatı, son 10 yılın en yüksek seviyesine (+80 bin ton) ulaşmıştır. Bu atığın önemli bir kısmı Adana ve Mersin’deki geri dönüşüm tesislerine gitmektedir; ülkenin resmî geri dönüşüm kapasitesi bu yükü karşılamaktan uzaktır.

2. Son 66 yılın en yağışlı sezonu. Aynı dönemde Akdeniz Bölgesi, MGM kayıtlarının başladığı 1960’lardan bu yana ölçülen en yüksek yağış seviyelerine ulaşmıştır. Bu yoğun yağış, Seyhan, Ceyhan, Tarsus Çayı ve diğer nehirlerin debisini ve yüzey akışını olağanın çok üzerine çıkarmıştır.

3. Geri dönüşüm tesislerinin kaçak deşarjları. Daha önce Adana’daki sulama kanallarında yapılan bir çalışma, geri dönüşüm tesislerinin kaçak deşarjlarının, kanal boyunca mikroplastik miktarını 132 kata varan oranda artırdığını ve saatte 5,3 milyardan fazla parçacığın sadece incelenen üç kanaldan taşınabileceğini ortaya koymuştur. Yoğun yağış ve taşkın dönemlerinde bu tür kaçak deşarjların hem hacminin arttığı hem de denetiminin zorlaştığı düşünülmektedir.

Bu üç etken bir araya geldiğinde, kış-ilkbahar aylarında Adana ve Mersin çevresinde nehirlere ve kanallara karışan büyük miktardaki mikroplastiğin, Doğu Akdeniz’in baskın yüzey akıntısı (Kilikya/Asia Minor Akıntısı) aracılığıyla batıya, Antalya Körfezi ve Alanya yönüne taşınmış olabileceği değerlendirilmektedir. Bilimsel modelleme çalışmaları, bu tür bir taşınımın haftalar ile aylar mertebesinde bir gecikmeyle gerçekleştiğini göstermektedir ki bu da kışın oluşan kirlilik yükünün, tam olarak yaz başında (Haziran-Temmuz) kıyıda gözlenen birikime dönüşmüş olabileceğini açıklamaktadır.

Başka kaynaklar da var mı?

Bulgular, kirliliğin tek bir noktadan değil, birden fazla kaynağın bir araya gelmesinden oluştuğuna işaret etmektedir:

Örneklerde görülen bir kısım şeffaf ve kesilmiş mikroplastiğin, Çukurova Mersin ve Antalya çevresindeki tarımsal sera örtüsü faaliyetleri ve bunların geri dönüşüm faaliyetlerinden kaynaklanmış olabileceği değerlendirilmektedir.


Akdeniz’in doğu kıyı komşularından (Suriye, Lübnan, Mısır gibi) gelen sınır ötesi atığın da ikincil bir katkı yapıyor olabileceği bilinmektedir.


Turizm faaliyetleri ve kentsel atık yönetimindeki yetersizlikler, yıllardır var olan ve mevsimlik olarak fazla değişmeyen bir arka plan kirliliği oluşturmaktadır.

Ancak bu diğer kaynaklar yıllardır büyük ölçüde sabit kalırken, bu yıla özgü tek değişken rekor yağış ve taşkın rejimidir. Bu nedenle rapor, hem geri dönüşüm tesisi kaynaklı hem de diğer kaynaklardan gelen kirliliğin, bu olağandışı yağış sezonuyla birlikte büyümüş olabileceğini vurgulamaktadır.

Öneriler

Rapor, kirliliğin kaynağında önlenmesi için şu adımları önermektedir:

  • Kıyı bölgesindeki tüm geri dönüşüm tesislerinin atık suları gerçek zamanlı analizlerle denetlenmeli; yeterli arıtma sistemi bulunmayan tesislerin çalışma izinleri, bu sistemler kurulana kadar iptal edilmelidir.
  • Tüm geri dönüşüm tesislerine yasal olarak sıfır mikroplastik sızıntısı zorunluluğu getirilmelidir.
  • İthal atığa dayalı mevcut geri dönüşüm modelinin sürdürülemez olduğu göz önüne alınarak plastik atık ithalatı durdurulmalıdır.
  • Seyhan ve Ceyhan nehirlerine bağlanan sulama kanalları DSİ tarafından sıkı şekilde denetlenmeli, kaçak deşarj noktaları tespit edilip kapatılmalıdır.
  • Geri dönüşüm tesislerinin atık sularının kentsel atık su sistemine verilmesi engellenmelidir.
  • Turizm sektöründe, özellikle gezi ve eğlence teknelerinde, tek kullanımlık plastik kullanımı kademeli olarak sonlandırılmalıdır.
  • Tarımda yoğun plastik örtü (sera) kullanımının azaltılmasına yönelik bir plan hayata geçirilmeli; tarımsal örtü geri dönüşüm tesisleri de aynı denetim standartlarına tabi tutulmalıdır.

Sonuç

Alanya kıyısında bu yaz gözlemlenen yoğun mikroplastik kirliliğinin, Adana ve Mersin’de yoğunlaşan ve büyük ölçüde ithal atıkla beslenen plastik geri dönüşüm tesislerinin kaçak deşarjlarından kaynaklandığı; bu kirliliğin, 2025-2026 sezonunun istisnai yağış ve taşkın rejimiyle hızlanıp büyüyerek, Doğu Akdeniz’in baskın akıntı sistemi aracılığıyla haftalar-aylar mertebesinde bir gecikmeyle Alanya kıyısına ulaşmış olabileceği tahmin edilmektedir.

Shares